Sason' da Yenibahar Gazetesi | Yazarlar

Meret Üşümeler Selcim Aşkı... ve Tüm Hissiyatlarıyla Ben...

02 Ocak 2012, 14:31

Hava, Mereto’nun zirvesinden taşıdığı üşüten soğuğunu taaaa Batman’a ulaştırarak, kendine ait kıldığı bizleri esaretiyle kuşatırken, her daim hatırlanmaya istekli anılara dokundu tüm sıcaklığıyla. Bellekteki kuytularında muhafazaya aldığı, kıvrımlarında saklı anıları, labirentteki karmaşık koridorundan çağırıveriyor ansızın ve beklemeksizin… O kadar çabuk çıkıveriyor ki ortaya, arzulu bir kadının aşk davetine sözlere gerek kalmaksızın, hazırlık yapan arzulu bir erkeğin bekleyişi gibi… Zihin dökülüveriyor, üşüten soğuğun çağrıştırdığı sıcak yaşanmışlıklar karşısında… Belleğim, çocukluğumun ve kasabamın soğuk kış aylarına düşüyor. Isınmak ve ısıtmanın kutsal anlamlar kazandığı buluşmalarda yeniden bulmak istediğim anılar oradaki yalnızlığında üşüyor. Mereto’dan bizlere tanıdık üşümüşlükleri taşıyan soğuk hava akımını, ihmal etmeksizin ve sürprize tavırlı yanıyla bize ulaştıran koridor, geçmişe defalarca ve bıkmaksızın yaptığımız, yapacağımız yolculuklarda en güçlü iletişim kanallarımdan biri oluyor… Hissettirdikleriyle, bize özel yanları, anlamları ve hatırlattıklarıyla Mereto, hiç kirlenmeyen zirvesi ve yüceliği, anıların en korunaklı, en güvenli yanıyla hakkaten vazgeçilmez bir meret O’lmaya başlıyor. Zihnim; yolculuğuna bu kez, Sason’un soğuk kış günlerinde bir Cuma akşamından başlıyor. Erken kalkma dertlerinden ve zorunluluklarından uzak bir gecede, ateşin kızıl rengini verdiği teneke kaplı sobanın tepesinde genişçe bir tencere, fokur fokur fokurdamakta… Kendine özgü kokusu yayıldıkça, sinmeye başlıyor ortama, beklenen ziyafetin o dayanılmaz anını hissettirerek. Zihin, duyu organlarıyla gerçekleştirdiği en etkili bütünleşmelerden birini, koku almayla başlatıyor. Bir etkileşim şöleni başlıyor. En fazla akla ve mideye zarar ziyan veren… Ortamızda, sabahı düşleten, düşe dönüşmeye başlayan sabahki menüye hayat veren ısısıyla soba, sobanın etrafında daireler halinde düzgün – dağınık hallerimizle kümeleşmiş bizler... Geç saatlere varan sohbetlere eşlik ediyor, dışarıdaki rüzgarın sesi, rüzgar ıslık çalmaktan vaz geçip hissettirmeden çekilip karanlıklara karıştığında ise gecenin şaşırtan sessizliği… Anne, babanın derin mevzulu sohbetlerine erken veda edebilmişsek geceden, sabahı ilk aydınlanmadaki en temiz haliyle karşılama şansını buluyoruz. Çekiyor ilgimizi dışarıya pencereler, bedenlerimizi içerde tutarak. Gecenin içeride ve dışarıda oluşturduğu farklı ısıların ve yaşam soluklarımızın yol açtığı buğuyu, aceleci devinimiyle gezindirdiğimiz avuçlarımızla pencereden söküp atıyoruz. Dışarıda insanı iyi hissettiren bir beyazlık… Beyazı sonsuz kılan-kıldırmayan bir sürü unsur… Ama her durumda huzur verdiren… Birazdan karışacağımız pencerenin ötesindeki hayata ilişkin planlar kurgularken, bunu bir oyuna dönüştüren alışkanlıklar kazanıyoruz. Ağzımızı dayadığımız pencere camında güçlü nefeslerimizle tekrar tekrar yarattığımız buğuyu, tekrar tekrar yeniden silip her zamanki beyaz güzelliğe ulaşma çabasındayız. Geceden beklediğimiz, ama sabahki oyun egzersizlerimizde unutuverdiğimiz sesi duyunca, sofraya dönüyoruz kalabalıklar halinde. Sanki önceden verilmiş bir söze sadakat ve defalarca provası yapılmış bir kareografi ile buluşuyoruz sofrada… Gece boyunca sobanın ısısı ve bizlerin düşleriyle kıvamına ulaşan SELCİM, tadındaki enfesliği hissettiren enfes görüntüsü ve kokusuyla karşımızda duruyor… Hafiften kırmızımsı bir renk kazanmış SELCİM’in içinde, tadı artık soğuk kış günlerindeki çocukluğumuzda saklı kalmış o leziz kırmızı et parçaları, kendine özgü kıvamında pişmişlikten olsa gerek gövdeden tel tel ayrılmaya hazır duruyor. Bilenler için tam bir lezzet sofrası.. Bize ve Selcim lezzetine varmış olanların bildiği... Gerisi biz bilenlerde saklı… ve ben bildiklerimin, soğuk bir havanın çağrıştırdıklarının, çocukluğuma ait coğrafyanın, bir tek o coğrafyada yaşanacak kışın, o kışlara ait hissiyatların, anıların ve bizlere ait damak lezzetinin düşsel seyrindeyim. Aklım, fikrim bir lezzetin sarhoşluğuyla dört köşe… Babalarımızdan bize kalan damak tadıyla aklım, fikrim param parça… Bizi deli ettiren yanıyla aklım fikrim SELCİM aşkında…

Sason' da Yenibahar Gazetesi
 Sason' da Yenibahar Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Sason' da Yenibahar Gazetesi Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Sason' da Yenibahar Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
ÖNCEKİ YAZILARI
Untitled Document
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Sason da İlk Petrol Kuyusu Rehberlik Servisi Köylerde... Parlak Gülüşler Parlak Gelecekler Semineri Sabah Namazına Nasıl Kalkılır YARIŞMASI
 

YAZARLARIMIZ
Y
Halil DOST
BOSTAN
Y
MEHMET CELAL
DİNDAR GENÇLİK VE TİNERCİ GENÇLİK ÜZERİNE...
Y
Metin Özmen
Bir Hayatın Kurtarılması
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
Dr. Fatih TAŞ
HİZMET EHLİ OLABİLMEK…
K
Semra YAVUZ
İNSAN & DÜŞÜNCE
K
Nihat Çelik
Cizlawet Ayakkabılarım...
K
Besse KABAK
Zernişan çoco* başka bir dil biliyormuş...
K
Murat Malgir
Meret Üşümeler Selcim Aşkı... ve Tüm Hissiyatlarıyla Ben...
 
FOTO GALERİ
 
VİDEO GALERİ
 

 

 

EN ÇOK TIKLANAN HABERLER
 
E-POSTA LİSTESİ
 
EN SON YORUMLANAN HABERLER
 
ÖZEL RÖPORTAJ
AKRAN ARABULUCULUĞU ÖZEL RÖPORTAJ...
AKRAN ARABULUCULUĞU ÖZEL RÖPORTAJ...
AKRAN ARABULUCULUĞU EĞİTİMİNİ VEREN BARIŞ KAYA’YA BU PROGRAMIN İÇERİĞİNİ SORDUK.
 
ANKET

SASON DA ÖNCELİKLİ EN BÜYÜK EKSİK HANGİSİ












 

Yenibahar Web Hizmetleri 0530 933 1383 .. Alt Yapı: Mydesignhaber Her Hakkı Saklıdır 2012 Destek: Aytaç Engin

Adres : Sasonda Yeni Bahar Gazetesi metinozmen@yenibahar.net saimozmen@yenibahar.net
Tel :0530 933 1383
Tel : 0532 504 1846