BI HİVE KET (AY ÇARPMASI) Ortadoğu, üç Semavi dini yeryüzü insanına sunan kadim bir coğrafyadır. Ortadoğu coğrafyasında tarihin imbiğinden damıtılarak günümüze gelen bu dinler canlı bir organizma olarak sürekli birbirleriyle bir alışveriş içinde olmuşlardır. Batman ilçeleri arasında gözlerden ırak olan Sason ilçesi dağlar arasında sıkışması nedeniyle modern zamanla fazla haşır neşir olamamış ve bu yüzden tarihi yaşanmışlıklardan payına düşenleri saklayarak günümüze kadar getirebilmiştir. Değişik halklar ve değişik dini inançları uzun bir süre bünyesinde yaşatagelmiştir. Yakın zamana kadar Sason Ermenileri farkında olmadan İslami ritüelleri kendi inançları gereği bilerek hayatlarında uygulamışlar, aynı zamanda Müslümanlar da farkında olmadan Hıristiyanlığa ait bazı örf ve adetleri İslamiyet'in gereği olarak hayatlarında uygulamışlardır. Sason ve civarı coğrafyada yakın zamanımıza kadar bu dini alışverişe ait canlı bir uygulama devam etmektedir. Sason kırsalında yaşayan Müslüman halk modern sağlık hizmetlerinin ulaşmadığı dönemlerde bir şekilde günümüzde “Kocakarı” ilaçları diye küçümsenen yöntemlerle dertlere derman bulunmaya çalışılıyordu. Küçük yaşta daha derdini, ağrısını dile getiremeyecek yaşlarda (0-6 yaş) olan çocuklarda bulantı, kusma, ishal ve özellikle yüksek ateş gibi belirtilerin ortaya çıktığı durumlarda aile hastayı iyileştirmek için bin bir çareye başvururdu. Bu durumda olan çocuklara yerel dilde “Bı Hıve ket -Imra Zırbıtu” (Ay çarptı, Aya düştü) teşhisi konulurdu. İnanca göre çocuk göze gelmişti. Nazara gelen bu çocuğun ay tarafından nazar edildiğine inanılırdı. Hasta ancak yetenekli ellere teslim edilirse iyi olabilirdi. Ay Çarpması/Aya düştü rahatsızlığına yakalanan çocuk bu konuda uzman sayılan yaşlı kişiye götürülürdü. Bu nazarı kaldıracak kişi sıradan biri olamazdı. Bu iş için belli nitelikleri taşımalıydı. * Öncelikle ailede ilk doğan kişi olması gerekiyordu. * Bu işi yapmış bir yaşlı bilgeden el (cevaz) almış olması gerekiyordu. * Bu tedavi işleminde ailenin ilk çocuğu olup anne babasını çok küçükken kaybeden kişilerin hastalarını çok daha kısa sürede tedavi ettiklerine dair bir inanç vardı. Yukarıda anılan nitelikleri taşıyan hekimlerin yanına hasta götürüldükten sonra tedavi işlemine hemen başlanırdı. Hasta çocuk için tandır, ocak gibi ateşe yakın yerlerde is tutmuş bir teneke parçası götürülürdü. Bu esnada is tutmuş teneke parçası istenirken veya getirilirken kesinlikle cismin adı zikredilmezdi. Genel bir isimlendirme veya şey diye bahsedilirdi. İs tutmuş teneke parçasından ismi ile zikredilirse uğursuz olduğuna ve tedavi işleminin başarısız olacağına inanılırdı. Hekim Besmele ile çocuğun el, kol ve göbek üzerini açardı. Sırasıyla yanak, alın, her iki el bilek üzerinde, el aya içi, göbek üzeri ve her iki ayağın ayak tarakları üzerine haç motifi şeklinde (+) figürü yapılırdı. Hekim bu işlemleri yaparken kesinlikle kimseyle konuşmazdı. Bu esnada bildiği kadarıyla dualar ve bazı yerlerde bilenler Kuran'ı Kerimden (Kur'an okuyanlar genelde Yasin Suresinin 38.39 ve 40. Ayetleri)[1] ayetler okurdu. Ayrıca “ Bu çocuktaki gitsin uzağa, Güneşle geldin güneşle git, Ay ile geldin, Ay ile git, Ya Şemsi- Kameri Gündüz geldin, gündüz git Ya Şemsi- Kameri Gece geldin, gece git Ve buna benzer yerel ağızlarla tekerlemeler tedavi esnasında hasta üzerine okunurdu. Bu tedavi her vakitte yapılmazdı. Sabah güneşin doğup bir arşın boyu uzadığı sabahın ilk saatlerinde ve akşam güneşinin batmak üzere olduğu saatlerde yapılırdı. Tedavi ritüeli bittikten sonra hekim ellerini heyecanla çırparak “uç- uç, kış-kış” gibi sözlerle hastalık kovulurdu. Böylece hasta ve yakınına bir anlamda tedavi işlemin bittiği hissettirilirdi. Bazı yerlerde tedavi için özellikle çarşamba gününe denk getirilirdi. Çarşambadan diğer çarşambaya kadar devam eden tedavi süreci hastayı daha iyi edileceğine dair inanç vardı. Bu tedavi işleminden sonra hastanın iyi olacağına ateşinin düşeceğine dair büyük bir inanç vardır. İnsanlar bu yapılan işlemin İslam dışı olduğu figürler barındırdığını bilmez çok saf ve iyi niyetle İslami bir uygulama olduğunu düşünürlerdi. Yakın zamanımızda modern tıp tekniklerinin Sason kırsalına da uzanması ve İslami anlamda bilgilenme sonucunda bu uygulama büyük oranda tarihe karışmıştır. Sason kırsalında çok nadir olarak bu uygulamaya rastlayabiliriz. [1] Yasin Suresi 38. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiri(düzenlemesi)dir. 39. Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur 40. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.