Sason' da Yenibahar Gazetesi | Yazarlar
Serê salê binê salê...Sasun'da Yeni Yıl Kutlamaları...
Besse KABAK (AGOS GAZETESİ) Serê salê binê salê Sasun’da Yeni Yıl Kutlamaları Ayrı ayrı isimlere sahip olsa da asırlar öncesinde olduğu gibi bugün de iyi dileklerin mutluluğun dağıtıldığı bir kutlama olma özelliğini yitirmedi... Çok eskilerden günümüze kadar gelebilen kültürel zenginliklerimizden, geleneklerimizden biri olmasına rağmen ne yazık ki artık unutulmaya yüz tutan biz Sasunluların "Tar kılux*" dediği kutlamalarımızı anlatacağım bu yazıda. Aslında Tar kılux geleneği tüm dünyada değişik versiyonlarda kutlanmaya devam etmekte olduğundan tam olarak kaybedilen bir gelenek sayılmaz. Sizler bu bayramı bulmaya çalışırken kendi bütçeniz doğrultusunda Tar kılux'u kutlamakta olduğunuzu da söyleyerek merakınızın iyice artmasını istesem de yazıyı okumaktan vazgeçersiniz korkusuyla hemen bizlerin Tar kılux dediği kelimenin sene başı anlamına geldiğini belirteyim. Ancak isterseniz Sasun’da yapılan Yeni Yıl kutlamalarına geçmeden önce eski dönemlerde yapılan kutlamalara biraz değinelim.Günümüze kadar her yılın ilk gününde yapılmakta olan yeni yıl kutlamalarının kökeni pagan dönemine kadar uzanmakta. Yalnız günümüzden farklı olarak pagan döneminde sadece yeni yılın ilk günü değil, her ayın ilk gününde de kutlamalar yapılmaktaymış. Sene içerisinde yapılan bu kutlamalar içersinde en görkemlisiyse günümüze kadar devam etmesinden de anlaşılacağı üzere yeni yılın ilk gününde yapılan kutlamalar olurmuş. Kutlamaların yapıldığı bu günde kâhinler tapınakları, mihrapları süsleyerek ayinlerde tanrıları çağırıp onlara yakarırlarmış. Bu törenlere halk da iştirak eder sonrasında iyi dileklerde bulunarak birbirlerini kutlarlarmış. Her ayın ilk gününü kutlama geleneği sadece çok tanrılı dinlere sahip milletlerle sınırlı değilmiş. Tek tanrıya inanan Yahudiler de her ayın ilk gününde sinagoglarda (Davut’un 81.Mezmur’unun okunduğu) dini törenler yaparlarmış. 1567 yılında Fransa’da başlayarak zamanla tüm dünyada kabul gören yeni yılın 1 Ocakta kutlanmasından önce her millet kendince önemli gördüğü günlerde yeni yılı kutlamaktaydı. Yeni yılın başladığına inanılan günlerse astrolojik olayların, gece ve gündüzün birbirine eşit olduğu günler, önemli olayların gerçekleştiği tarihlerden etkilenmekteydi. Biz Ermenilerin pagan dönemindeki yeni yıl kutlamalarına gelince.Yeni yılın Ermenicede Gağant'ın dışında (Rumcada Kalyo (çağırma, yakarma) kelimesi zamanla yeni yıl kutlamalarına isim olmuş. Komşuda pişer bize de düşer misali bizler de bu kelimeyi Rumcadan Ermeniceye Gağant şeklinde aktararak kullanmışız) Amanor, Darin Klux (Sene başı-Sasun Er. Tar kılux olarak söylenmekte) Daremud (seneye giriş), Nor Dari (Yeni Yıl) şeklinde birden fazla söyleniş şekli olduğunu belirtmek gerekir. Ancak Ermenilerin pagan dönemindeki yeni yıl kutlamalarının ismi Navasart'tır.Navasart kutlamalarının Nuh’un zamanında başladığına inanan Ermeniler, aslında o günde Kutsal Kitaplarda da yer alan tufandan kurtuluşunun kutlandığına inanmaktalar. Bu inanca göre Navasart Nuh’un gemisinin Ararat dağına oturması sonrasında insanlar ve tüm canlıların tufandan kurtuluşunun kutlandığı gündür. Tufandan kurtulan tüm canlıların toprağa ayak bastıkları gün aynı zamanda insanlık için de yeni bir başlangıç olmuştur. Bu nedenle insanlar her yıl yeni bir yaşama başlamış oldukları o günü yeni yılın ilk günü olarak kutlamaya başlamışlar. Her yıl düzenlenen büyük şenliklerle kutlanmaya başlanan Navasart’ta tapınaklar rengârenk çiçeklerle, kırmızı güllerle donatıldığı için de Navasart’ın bir diğer adı Vartavar (Vart Ermenice gül) olmuş. (başka kaynaklardaysa Navasart Ağustos ayında kutlanmakta olan Meryem Ana yortusuna dönüşmüştür) Günlerce süren yarışmaların, gösterilerin yapıldığı bu şenliklerde insanlar güvercinler uçurup, birbirlerinin üzerine su dökerek tufandan kurtuluşu kutlarlarmış.Zamanla Navasart’a yapılan Yeni Yılı kutlamaları Romalıların kutlama yaptıkları 1 Ocak’a kaydırılırken (daha sonraki dönemlerde farklı günlere de kutlandığı olmuş) Ermenilerin Hıristiyanlığı kabul edişleriyle birlikte eski dönemlerden beri yapılmakta olan bu kutlama Ermeni Kilisesinde beş büyük bayramdan birine denk getirilerek “Rab İsa Mesih’in Suret Değiştirmesi Ve İzzet Yortusu Vartavar”a dönüştürülmüş. “Rab İsa Mesih’in Suret Değiştirmesi Ve İzzet Yortusu Vartavar” Bayramında da güllere yer verilmiş olması (din adamları kilisedeki ayinde halkın üzerine okunmuş güller serpmekte) ayin bitiminde kilisenin bahçesinde, evlerde insanların su döküp birbirlerini ıslatmaları Hıristiyanlığın kabulüyle birlikte Vartavar'ın kazandığı yeni kimliğinin yanında eskisini de taşımaya devam ettiğini göstermekte. Bu özelliğiyle tufandan kurtuluşun kutlandığına inanılan Vartavar Bayramı dünyada kutlanmaya devam eden en eski bayramlardan biri olmakta. (kaynak kitaplar Teotik - Amenun Daratsuytsı 1907, Vahan Vartabet Der Minasyan -Ankir Tbrutyunner Yev Hin Sovorutyunner 1904) Geçmişe yaptığımız bu kısa geziden sonra isterseniz şimdi de Sasun’da biz garibanların yaptığı Tar kılux kutlamalarına bir bakalım.***Bizim oralarda kış aylarında tüketeceğiniz erzaktan, yakacak odununuza, günlük ekmeğinizden, içecek suyunuza varıncaya kadar her bir işi kendiniz yapmanız gerektiğinden Sasun’da doğmuşsanız çocukluğa adım attığınız günden son nefesinizi vereceğiniz güne kadar devam edecek olan çalışmayla dolu bir hayata da adım atmış olursunuz. Bu koşullara daha küçük yaşta alışmış olan Sasunlu çocuklar dünyadaki diğer çocukların aksine, Tar kılux'ta emek sarf etmeksizin Noel babanın bacadan gelerek ocağın yanında asılı duran çoraplarına yeni yıl hediyelerini bırakmasını beklemez, ip bağlamış oldukları çoraplarıyla damdan dama dolaşarak bacalardan kendi hediyelerini kendileri toplarlar.Az önceki cümlede kapı kapı dolaşmak yerine yanlışlıkla damdan dama dolaştıklarını yazdığımı, verilecek yeni yıl hediyelerinin de bacaların arkasına saklandığı için çocukların hediyelerini bacalardan topladıkları kanaatine vardıysanız yanıldığınızı söylemem gerekiyor.Zira gerçek anlamda bildiğimiz damlarda duman tütmesi için baca görevini gören boşluktan aşağıya sarkıtılan çoraplarla (torba veya şapka da kullanılabilmekte) hediyelerini toplamaktalar. Damın üzerinde duman çıkması için bırakılan baca boşluğuyla ocak arasında boru şeklinde bir düzenek olmadığından çocuklar bu işlem sırasında hiçbir zorluk yaşamazlar.Tabi çorap dediysem aklınıza bizlerin şehirdi giydiği deri ayakkabılarımızın içinde rahatsızlık vermeyecek incelikteki pamuklu, naylon çoraplar da gelmesin. Bildiğimiz köy yerinde çarıklarımızın içinde ayaklarımızı kara kıştan koruyan ninelerimizin yünden örmüş olduğu filmlerde gördüğümüz yeni yıl sahnelerinde şöminelerin üstüne Noel süsü olarak asılan çorapların ölçüsüne yakın çoraplardan bahsetmekteyim.Çocukların damlara nasıl çıkabildiklerine gelince. Genelde dağların yamacında yapılan evlerimizin ön cephesi iki, üç katlı bir görüntüye sahip olsa da arazinin eğimli olması nedeniyle arka cephesinin yerden yüksekliği bir insan boyunu geçmemekte. Topraktan düz damlara sahip olan evlerimizin bu özellikleri sayesinde çocuklar zorlanmadan damdan dama gezerek manilerin söyleyebilmekteler.Aysor gağ* e (eskiler yeni yılın arifesine gağ derlermiş)/ Ardun Gağant e / Tser mereldotsı hokun / Dvek u ka / Dan dgin, dan dgin /Yeli kna marakn i var / Garc prne, yergar gdre / Gamatsug vor madigıt çıgdres / Ov vor da şen mına...(Bugün arife / Sabah yeni Yıl / Ölülerinizin canı için / Verin ki gelsin / Evin hanımı, Evin hanımı / Kalk kilere in / Kısa tut, uzun kes / Yavaş ol ki parmacığını kesmeyesin / Kim verirse şen (mutlu) kalsın) Yukarda aktardığım mani Eğin’de okunan Yeni Yıl manilerinden biri. Muhtemelen Sasun’da da Tar kılux’ta Ermenice maniler söylenmekteydi ancak ne yazık ki yeni yıla ait maniler de kaybolan yitip giden şarkıların, ninnilerin kaderini paylaştığından bizler de çocukların yaptığı gibi komşu dillerindeki manilerle yani, bölgede halen söylenmekte olan Kürtçe manilerle açığımızı kapatmaya çalışacağız. ( Batman Sasun köylerinde genelde halkın ana dili Arapça olmasına karşın yeni yıl manilerinde olduğu gibi düğünlerde, şenliklerde de Kürtçe şarkılar söylenmekteydi) Bölgede inanç farklılığına rağmen neredeyse her millet tarafından bu geleneğin kutlanıyor olmasının değerlendirmesini uzmanlara bırakarak köyden köye küçük değişiklikler göstermekle birlikte her dilde aynı anlamları içeren yeni yıl manisinin Kürtçe versiyonuna bakacak olursak.“1) Sere sale, bıne sale./ 2) Xode bıhele hur u gırı malı. / 3) Tışdıke baveja turike kale”Biten yılın ardından yeni bir yılın başladığını vurgulayan "1)Senenin başı, senenin sonu” sözlerinin söylendiği maninin giriş bölümü genelde çoğu evde söylenen “2)Tanrı evinizin büyüğünü, küçüğünü bağışlasın” şeklindeki dilek kısmıyla devam etmekte. (Dilek bölümünün bulunduğu bu kısımda gelin gelmiş veya doğum yapmış kadınların bulunduğu evlere göre “Allah sana bir erkek çocuğu versin beşiğe koyasın”, “Seneye tırpanı alsın sizinle birlikte ot toplasın” veya "Evin çalışanlarını Allah bağışlasın" şeklinde küçük değişiklikler yapılabilmekte.) Dilek dilendikten sonra mani aşağıya sarkıtılan çorap veya torbaların içine hediyelerinin konmasını istedikleri “ 3) Bir şeyler atın şu ihtiyarın torbasına" bölümüyle sonlanmakta.Bu manilerden sonra evlerde yaşça en büyük kadın olan bizlerin çoço dediği kişinin evinin ve gönlünün zenginliğine göre vereceği hediyeleri alan çocuklar bir sonraki eve doğru yol alırlar.Yalnız hediye dediysem aklınıza biz şehirdekilerin çocukları sevindirmek için sıkça aldığı pahalı oyuncaklar, kıyafetler gelmesin. Çünkü köy yerinde bir çocuğa vereceğiniz en güzel hediye onun severek yiyeceği ceviz, pestil, şaran (cevizli pestil), pığınç (Kürtçe tau, tey, Arapça grnaz- çocuklar tarafından minik çekirdeği kâğıttan borularla fırlatıldığı tatlı, sarı renkte bezelye büyüklüğüne sahip yemiş) veya çiruçamiçtir (çir kurutulmuş elma, armut- çamiç kuru üzüm) ***Köyün tüm çocukları kara kışta kendi boylarını geçen kara rağmen köydeki Hıristiyan’ından Müslüman’a her evin damını ziyaret etmiş, topladıkları yemişlerin büyük bir bölümünü de midelerine indirmiş olarak eve döndüklerinde evde anneleri, nineleri, diğer gelinler çoktan akşam için yapılacak yemeklerin hazırlığına başlamışlardır. Bu koşuşturma içinde ilk önce o gün sofralarımızın başköşesini kapacak olan pornigin (purnig) yapımına öncelik verildiği için biz de yazımıza pornigin yapımıyla devam edelim. Normal günlerde tereyağı ve süt kullanılarak yapılan pornig Tar kılux’ta cevizli kete diyebileceğimiz bir tada dönüşerek en güzel yemeği bile gölgede bırakır hale gelir. Büyüğünden küçüğüne herkesin pay almak istediği Tar kılux pornigi nasıl bir şey diyecek olursanız kısaca sizlere anlatmaya çalışayım.Buğday ununun ortası havuz şeklinde açıldıktan sonra su ilave edilir. Bir iki gün önce pişirilen ekmek hamurundan kaldırılan bir miktar hamur havuzdaki suyun içinde ezilerek yedirildikten sonra (eski hamur ekşidiğinden yapılacak yeni hamurun mayalanmasını sağlamakta) bir miktar tuz da ilave edilen hamurumuz iyice yoğrulup dinlenmeye bırakılır. Ocağa otorttuğumuz güveçte (havanda yağı çıkana kadar dövülen) kenevir tohumları az miktarda unla birlikte kavrulur. Üzerine dövülmüş cevizleri de ilave ettikten sonra (eski kaynaklarda kenevir tohumu ve cevizin yanı sıra iç malzemesinde pestilin de kullanılmakta olduğu yazılı) bir iki çevirdiniz mi pornigin iç malzemesinin hazırlığı bitmiş olur.İç hazırlığı bittiğinde tandırın yanına bıraktığımızdan mayalanarak kabına sığamaz hale gelen hamurumuzu ikiye bölüp her iki hamura yuvarlak şekil vererek açmamız gerekiyor.Kalınca açılan hamurlardan birinin üzerine hazırlanan cevizli iç malzemeyi özenle yaydıktan sonra hamurun diğer yarısını da üzerine kapatınca (iç malzemenin dökülmesi için kenarları iyice bastırmak gerekiyor) geriye yapılması gereken son bir işlem kalıyor. Hamurumuzu sonbaharda özenle toplayarak saklamış olduğumuz kurumuş yapraklara sarmak. (Yapraklar suyla ıslatılarak yumuşatıldığı için sararken sorun oluşturmamakta. Adem babamızla Havva anamızın çıplaklıklarını örtmek için kullandıkları incir ağacının yapraklarında bulunan sütün sorun yaratacağını düşünmüş olan atalarımız hamurumuzu örtmek için ceviz ağacının yapraklarını kullanmayı daha uygun bulmuşlar.)Ceviz yaprakları hamurumuza hoş bir koku vermenin yanı sıra farklı bir teknikle pişireceğimiz pornigimizin küle bulanmasını önleyecektir. Normalde lavaştan biraz daha kalınca olan ekmek hamurlarımızı ortasında ateş yanan tandırların duvarlarına yapıştırarak pişirsek de pornigimizin hamurunun kalın olması nedeniyle düşük ısıda pişirmemiz gerekmektedir.Tandırın ısı ayarlama düğmesi olmadığına göre çok akıllı olduklarına iyice kanaat getirdiğim atalarımız tandırda kor haline gelen ateşi bir köşeye çekerek hamuru tandırın zeminine oturtup üzerini kül ve korlarla kapatmak gibi basit fakat işe yarar bir çözüm bulmuşlar.Kadınlar tandırın tabanına oturttukları pornigin üzerine sırasıyla sıcacık kül ve korlaşan ateşi yerleştirirken sayıları onun üzerinde bulan çocuk ordusu tarafından çoktan kuşatmaya alınmış olunur. Pornigin biran önce pişmesini bekleyen çocukların merakı kadınların telaşıyla aynı mekânda birleşince kaçınılmaz olarak gün içerisinde bir kaç kez kadınlarla çocuklar arasında kaç-kovala oyunu oynanmasına bile neden olur. Pişmekte olan pornigin içine gizlice (ağaç dallarından yapılan kibrit boyundan daha küçük) iki ayrı boyda minik çubuk (bazı zengin köylerde altın veya gümüş para) konmakta olduğu bilgisini sizlerle paylaşmazsam, tarifini okuyarak bir çeşit cevizli kete olan pornigimizin nasıl olup da en güzel yemeği bile gölgede bırakabildiğini anlamanız mümkün olmayacaktı. Sakına pornigin püf noktasını saklamaktan son anda vazgeçtiğim için bu bilgiyi en sona aktardığımı da düşünmeyin. Bu durum annelerimizin pornigi hazırlarken iki minik çubuğu kimse görmeden gizlice hamurun içinde saklamalarından kaynaklanmakta. Yani anlayacağınız pornigin içine minik çubukların konduğunu bilmekle birlikte hangi aşamada konduğunu ben de bilmemekteyim. Pornigin içine neden çubuk konduğuna gelince. Pornigin içine konan bu çubuklar sayesinde senenin şanslısı belirlenmekte dersem çocukların neden ikide bir sabırsızlıkla tandırı ziyaret edip pornigin pişmesini beklediklerini anlamış olusunuz.Amaç senenin şanslısını belirlemekse ikinci çubuk ne işe yarar diyen dikkatli okurları duyar gibiyim. Uzun çubuğu bulan kişi senenin şanslı, kısa çubuğu bulan kişiyse senenin en şansız aile bireyi olarak ilan edilmekte. (Arapça'da şanslıyı şanssızı belirleyen çubuklara dole (şanslı) bedole denirken (şanssız) Kürtçe'de bıxer (hayırlı şanslı), kur-beoğır (çirkin-uğursuz) denmekte. Genelde iki çubuk konulmakla birlikte bazı köylerde çubuk sayısı yediyi bulmakta. Çubuklardan ikisi şanslıyı, şanssızı belirlerken diğer çubukların üzerine atılan çentiklerle devlet, para, arı kovanları, koyun sürüsü, keçi sürüsünün bereketine sahip olanlar belirlenirmiş. Çubuklar pornigin yanı sıra etsiz keşkek de diyebileceğimiz çolag veya Bitlisin bazı köylerinde olduğu gibi boraniye denilen balkabağı, gılgıl (darı türü) ağtan ( Ermenice tuz-ayran, Arapça laban denilen bir nevi süzülerek pişirilen yoğurt) ve tereyağıyla yapılan yemeğe de konabilmekte) Bazı köylerde uzun çubuğu bulan kişiye ayrıca hediye verilse de aslında en büyük hediye sene boyunca evin şanslısı olarak bu unvanı taşıma şerefine sahip olmaktadır. Bu bizler için tahmin ettiğinizden çok daha önemli bir durumdur. Zira bereketin pornig dilimiyle belirlenen kişinin vasıtasıyla eve geleceğine inanıldığından şanslı kişi evin bereketin de sahibi konumundadır.Evin bereketine sahip olmak o kadar önemlidir ki bu bereketin bir yabancıya gitmemesi için yemek konusunda eve gelen misafire öncelik tanıma kuralına o gün uyulmaz, pornig ev halkı dışında kimseye ikram edilmez. O gün doğan bebeğe pornigten pay çıkartılırken, baba evine misafirliğe gelmiş kızlara dahi pornig verilmez. (çubuk gelin olmuş kızlarına çıkarsa kocasının evine döndüğünde evlerinin bereketini de birlikte götürecektir) Çocukların sabırsızlığı bana da bulaştığından pornigin pişme işleminden hemen pay edilmesine atlasam da aslında pornig gece yarısına doğru dağıtılmakta. O yüzden isterseniz biz tekrar pornigi tandırın külleri arasına saklayan kadınların koşuşturmalarına geri dönelim.Her gün sabah gün ağarmadan kalkıp herkes uyuduktan sonra işlerini bitirip yatağa girebilen kadınlar bu kez de Tar kılux öncesinde yapmaları gereken bir başka görevin telaşı içindedirler. Bu telaşlarının sebebi yeni yıla tok girildiğinde sene boyunca açlık olmayacağına inanılmasından kaynaklanmakta. Bu yüzden girilecek yeni yılın bolluk ve bereketle geçmesi adına tüm ev halkının tıka basa yemek yiyebilecekleri bir ziyafet sunmaları gerekmektedir.O gün pişirilecek yemek çeşitleri ve miktarı diğer günlerde pişirilen yemeklerden iki misli fazla olmalıdır. Zira Tar kılux gününde ev halkına diğer günlere kıyasla iki misli yemek verilmesi çok önemli ve ihlal edilmemesi gereken bir kuraldır.Bu kural sadece insanları değil koyunundan, keçisine, ineğinden, tavuğuna aynı çatı altında yaşamakta olunan tüm canlıları da kapsamaktadır. Bu nedenle Tar kılux'ta evde bulunan tüm hayvanların yemliğine (içinde pişirilen pornigten küçük kırıntılarının da bulunduğu) iki misli ot ve yem konarak onların da yeni yılda bolluk ve bereketten nasiplerini almaları sağlanmış olur.Ancak köy yerinde ziyafet dendiğinde akla genelde keçi, koyun, keklik etiyle pişirilen yemekler gelse de gelin görün ki Ermeni kadınlarının hazırlamakla sorumlu oldukları Tar kılux sofralarında bu malzemelerin kullanılmadığı bir ziyafet sunmaları gerekmektedir.Bu nedenle annelerimize, ninelerimize "Hem Ermeni milletinin, hem de kadın cinsinin bir üyesi olmaktan sitem ettiğiniz günler oldu mu?" diye sorsaydık sanırım hepsi aynı cevabı vererek "Tar kılux hazırlığını yaptığımız gün" diyeceklerdir. Nedenini öğrenince sizler de onlara hak vereceksiniz.Tar kılux biz Ermenilerin Ocak ayının 6'sında kutlayacağı Noel öncesi tutulan sekiz günlük oruç ve perhiz döneminin ikinci veya üçüncü gününe denk gelmektedir. Bu nedenle tüm dünya kadınları aileleriyle birlikte yeni yıla girmenin keyfini sürecekleri, etlisinden sütlüsüne her çeşidin pişirilebileceği bir sofra hazırlayabilirken Ermeni kadınları oruç nedeniyle Tar kılux gününde kırmızı ve beyaz et, süt, peynir, yumurta, yoğurt, tereyağının da dahil olduğu hayvansal hiçbir ürünün kullanılmadığı ancak yine de keyifle yenilebilecek yemekleri sunmak zorundadırlar.Oruç nedeniyle bu ürünleri kullanamayacağınızdan geriye gampid (kenevir) tohumlarının ezilmesiyle elde edilen yağda, kilerde saklanılan kurutulmuş sebze ve bakliyat, toprak altında hur dediğimiz kazılı çukurlarda sakladığınız şağkam, (beyaz şalgam) patates gibi sebze çeşitleriyle pişireceğimiz yemekler bir de Tar klux kutlamalarının olmazsa olmazı “pornig” kalmaktadır. Evin en büyüğünden en küçüğüne tüm aile fertlerinin yer sofrasının etrafında toplanarak gampid yağıyla pişirilmiş olan yemekleri yemelerinden sonra sofraya (çocukların bulamayacakları yerlere sakladıkları için o güne kadar kalabilen) tekrar Tar klux’un olmazsa olmazı olan ceviz, pastix, şaran, pışat, kurtulmuş dut elma, armut getirilir. Gündüz topladıkları yemiş ve meyvelerden geriye kalanları diğer günlerde tüketilmek üzere saklayan çocuklar bu kez de kendi evlerinde ikram edilen yemişleri afiyetle yerler. Gece yarısına yaklaşıldığında artık sıra tandırda küller arasına pişmeye bıraktığımız pornige geldiğinde pornig hiç tevazu göstermeden üzerinde tüten buharıyla soframızın başköşesindeki yerine kuruluverir.Pornigi yapan kişi (her evde elinde bereket ve lezzet olduğuna inanılan kişiye ekmek pişirttirilir) çubukların nerede olduğunu bildiğinden dağıtma görevini de üstlen kişi olur. Pornig saklanılan çubuklara denk gelmeyecek şekilde herkese eşit olarak pay edilerek dağıtılmasıyla birlikte başlayan curcuna yerini yavaş yavaş sessizliğe teslim etmiştir. Zira payını alan çocuklar hemen bir köşeye çekilip sessizce pornig diliminin içinde çubuk aramaktalardır.Çubuğu bulan kişi bulduğu çubuğun kısa mı uzun mu olduğunu bilmediğinden sevinci biraz buruktur. Kendi payında çıkan çubuğun uzun olması için dua ederek kimse fark etmeden pornigi pişiren kişiye yanaşıp bulduğu çubuğu gösterir. Aslında pişiren kişi bulunan çubuğun kısa mı uzun mu olduğunu bilse de bunu söylemez. Senenin hem şanslısını hem de şanssızının belirlendiği bu süre çubuğu bulan kişilerin cesaretine bağlı olarak uzun veya kısa olabilmektedir. Nihayet ikinci çubuğun çıktığı kişinin de çubuğu getirmesiyle sonuç açıklanır.O an evin içinde iki kişinin duygu yoğunluğu diğer ev halkınınkinden farklı bir hale bürünmüştür. Çubuklardan uzununu bulan ev halkına göre daha mutlu duruma gelirken kısa çubuğu bulansa evin içinde en mutsuz kişi oluvermiştir.Uzun çubuğun sahibi sene boyunca hem bereketin sahibi, hem de evin şanslı kişisi olduğu için sevinç içinde bağırırken kısa çubuğu bulansa sene boyunca şansız olarak ilan edilip alay edileceğinden üzüntü içindedir.Sabah olduğunda komşular birbirlerine seslenerek akşam evlerde kimin şanslı kimin şanssız olduğunu öğrenirler. "Hey Zozan bu sene evin şanslısı kim oldu..." "Kevurk (Kevork) dayı duyduğuma göre Sarkis bu sene de evin şanssızı olmuş..."Hıristiyan, Müslüman fark etmeksizin bölgede yaşayan herkesin evinde sene boyunca aile bireylerinin şans durumunu belirleyen bu gelenek aslında hayatı simgeleyen bir oyundur.Girecekleri yeni yılın kimilerine şans ve mutluluk, kimlerineyse üzüntü ve keder getireceğini öğreten bir oyun... *** Eskisi gitti, yenisi gelirSevinçle uğurlayın eskisiniYenisi için hazırlanınKapı, pencere açınNe ki istiyorsanız dileyin,İster hayat, ister mal-mülk, ister akılHepinizin dileğini verirAğalar ve hanımlarYeni Yılınız kutlu olsunÖmrünüz seneler, senelerce olsun. Kiligya bölgesinde Tar kılux kutlamalarında söylenen bir başka Ermenice maniyle yazıma son verirken çocukların temiz kalplerle söylemiş oldukları bu güzel manilerdeki dilekleri ben de sizler için dilemek istiyorum. Dilerim her biriniz senenin şanlısı seçilerek sevdiklerinizle birlikte sağlıkla, huzurla, mutlulukla, bereketle geçireceğiniz bir yıl daha kazanmış olursunuz. Ermenice maniler için Hranuş Xaradyan Arakelyan - Hay Joğovrtagan Doner 1999" kitabından yararlanılmıştır. Kürtçe manilerden bir iki farklı örnekSere sale Senenin başı Bıne sale Senenin sonu Xude bale puçuke male Allah evin küçüğünü bağışlasınTışte bavene ture kale Bir şeyler atın ihtiyarın torbasınaKal dıçe male İhtiyar evine gidiyor Sere sale Senenin sonu Bıne sale Senenin başı Tıştek bıxme turuke kale Bir şeyler atın ihtiyarın torbasına, Dıçi dirange Gidiyor geç kaldı Karkuş markuş (tekerleme sözleri) Xude kurek bide derguş Allah bir oğlan versin beşiğinize Besse KABAK (AGOS GAZETESİ)
Sason' da Yenibahar Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının
tüm hakları Sason' da Yenibahar Gazetesi Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi
haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın
kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir
bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek
kullanılabilir.
Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Sason' da Yenibahar Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.






















.jpg)


.jpg)

